ANA SAYFA FOTOS İLETİŞİM

ÖZEL İLGİ GEREKEN KONULAR

Kendi Kendini Cinsel Uyarıma (Mastürbasyon)
Sıkça başvurulan bu cinsel uyarılma türü annelerin sandığı ölçüde korkulacak bir durum değildir. Bebekliklerinde çok uzun süre kendi başlarına bırakılan çocuklarda bu durum daha sık görülür. Canı sıkılan, sevgi ve ilgi eksikliği duyan, bilişsel açıdan uyarı ve doyumdan yoksun kalan çocuklar, kendilerine haz ve doyum sağlayan tek kaynak mastürbasyon olduğu için, devamlı mastürbasyon yapma ihtiyacını hissederler. Çocuğu korkutup yıldırımakla bunun önüne geçilemez. Olsa olsa çocuk gizliliğe zorlanır. Bir saplantı şeklinde olursa, annesiyle açıkça konuşmalı, çocuk için evde-okulda nelerin eksik olduğu bulunmalı ve bunların giderilme yolları aranmalıdır. Aşırı ve devamlı mastürbasyon oluyorsa, o zaman çocuk ruh doktorundan ya da psikologlardan yardım istenmelidir. Yıldırma ve sindirme çocukta kalıcı ruhsal çatışma ve saplantılara neden olur.

Bu konu, Dr. Fatih Ünal tarafından "Çocukluk Mastürbasyonu" başlığı altında, kitapta daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Cinsel Kimliğin Gelişmesi
Çocuğun, cinsel kimlik kazanmasında en önemli etken, özdeşim olayıdır. Başka bir deyişle, çocuk erkek ve kız davranışlarını, ana ya da babasına özendiği için, onlara benzemek istediği için benimser. Bu, bilinçli bir öykünmeden çok daha derine inen bir ruhsal olaydır. Çocuk, oturuşundan duruşuna, konuşmasından giyinişine değin, anne veya babasının birçok özelliğini bilinçsiz olarak yineler, kendi kişiliği içinde yoğurur.

Kız çocuklarla annesi, erkek çocuklarla babası arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise özdeşim o denli kolay oluşur.

Küçük çocuk çevresindeki ağabey, abla, teyze, amca gibi örneklerden de etkilenir. Çocuklar oyunlarında, aynı cinsten arkadaşlarının olumlu ya da olumsuz özelliklerini de benimserler. Kendi cinsel kişiliklerini onlarla karşılaştırır, erkek ve kız olarak yarışırlar. Evde kazanılan cinsel kimlikler, çevrede pekişerek olgunlaşır.

Cinsel Kimlik Sapması
Cinsel gelişmenin yolunda gitmesi için bazı koşullar gereklidir. Cinsel kimlikleri olgunlaşmış ve iyice belirlenmiş anne ve babayla büyüyen çocuk bu gelişmeyi önemli bir güçlüce uğramadan tamamlar. Erkekte toplumun aradığı nitelikleri taşıyan bir baba, çocuğuna iyi örnek olacaktır. Kadın kimliği belirgin bir anne, kızına iyi bir özdeşim örneği olduğu gibi, oğluna da erkek kimliği geliştirmesinde yardımcı olur.

Son yıllarda hermafroditizm gösteren çocuklar erken tanınmakta; organların onarım kolaylığına göre, kız veya erkek yapıları pekiştirilmekte ve o cinste yetişmeleri sağlanmaktadır. Bebek doğduğu zaman, cinsiyeti konusundaki en ufak bir kuşku bile önemle ele alınmalı, belirsizliğin yaşandığı bebeklerde cinsiyeti belirleme süreci, psikososyal açıdan acil durum olarak düşünülmelidir.

Sonuç ve Öneriler
Okul öncesi eğitim gören çocuklara cinsellikle ilgili bilgiler öğretmenleri tarafından verilmelidir. Verilen bilgilerin anneyle paylaşılması ve olabilecek soruları aynı şekilde karşılaması için annenin donanımlı olması sağlanmalıdır. Ancak, ülkemizde az sayıda çocuğun okul öncesi eğitim aldığını biliyoruz. Kaldı ki, yuvalarda bu konuda eğitim yapılması sık karşılaşılan bir durum değildir. Yuva öğretmenleri kendileri bilse de çocuklara öğretme yöntemi hakkında bilgileri sınırlı olmaktadır. Halen ilkokulda bitki üreme si dışında cinsellikle ilgili bilgilendirme yapılmamaktadır. Lisede ise eğitim içeriğinde sınırlı bir şekilde menstruasyon döngüsü ve sperm üretimi gibi konular dışında, başka bilgiler yoktur.

Danimarka'da anaokulu eğitimini izleyen okul eğitimi içinde ilkokul birinci sınıf ta erkek kadın farklılığı, üreme, gebelik, gebeliği önleme hakkında bilgilendirme; beşinci sınıf ta cinsel organlar ve işlevleri, hormonlar, genetik ve cinsel içgüdüler hakkında bilgilendirme; sekiz ve onuncu sınıflarda; duygusal, ahlak, aile ve toplumsal sorunlar vb. gibi konular tartışılmaktadır.

Çocukların cinsellik eğitiminde temel kural önce bilgilendirme, daha sonra sorumlulukları tartışma olarak süregelmelidir. Eğitim yapıldığında, okullarda erkek ve kız çocuklar küçük gruplar halinde bir aradayken eğitilmelidirler. Grup içinde aynı yaş grubunda olmalılar, konular yaşa ve beklentilere göre uyarlanmalıdır. Egitimci, grubun katılımını sağlayarak bilgileri olabildiğince sorular üzerine şekillendirmeli ve kendi değer yargılarını aktarmaktan kaçınmalıdır. İleri yaşlarda bilgi isteyen sorular cevaplanmalı ancak değer yargıları hakkında soru soruluyorsa sorunun gruba yansıtılıp tartışılması sağlanmalıdır.

Türkiye'de 15 yaş altı genç ve çocuklar, nüfusun üçte birini oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalar lise çağındaki öğrencilerin bile cinsel eğitim konularında bilgi düzeylerinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Kız çocukların bilgi kaynağı genellikle annedir. Ancak erkek çocuklar anne ya da babalarından değil arkadaşlarından bilgilenmektedirler. Tahmin edilebileceği gibi erkek çocukların bilgi düzeyi çok daha sınırlıdır. Bu bilgiler ışığında cinsel eğitim gereksinimini karşılamak için gayret sarf etmemiz gerekir. Erkek-kız arası eşitliliğin belirtilmesi ve vurgulanması açısından da cinsel eğitim verilmesi büyük önem kazanır.

Dünya Nüfus ve Kalkınma Konferansı'nın önerileri dikkate alındığında ülkemizde de cinsel eğitim konusunda en fazla vurgulanması gereken öğe erkek çocukların eğitimidir. Örgün eğitim içinde henüz yer alamayan bu konularda ilk basamak saclık elamanlarının katkıları, özellikle annenin konu ile ilgili eğitimini destekleme açısından, değerlidir. İdeal olan, aile ile okulların birlikte bu eksikliği gidermeleridir.

Özet
Bir canlının cinsel kimliğe sahip olması, üreme süreci ve erotik zevk duyma özelliklerini içeren bir bütündür. Bazı yönleri doğum öncesi dönemde bile var olan cinsellik ile ilgili bilgilenme, tutum ve davranışlarını bu bilgiler ışığında oluşturma her bireyin temel haklarından biridir. Çağlar boyunca, çocukların henüz üreme yetenekleri olmadığından olsa gerek, cinsel konularda eğitilmeleri ihmal edilmiştir. Ancak yaşamı merak eden çocuk uygun kaynak bulmasa da kendini eğitmek durumunda kalmış, yanlış bilgi edinmiş, ilerideki yaşantısını ve sağlığını olumsuz olarak etkilemiştir.

Her toplumda değişik bakış açıları olsa da çocukların merakları oluştukça cinsellikle ilgili bilgilendirilmelerinin yerinde olacağı savunulmaktadır. Uygun yaşta verilmemiş bilgiyi çocuklar almamaktadır.

Bebeklik döneminde kendiliğinden uyarı ile cinsel organlar tepki verebilirse de çocuğun cinsellikle bilinçli olarak ilgilendiğini gösteren ilk soruları, çocuk üç yaşların dayken cinsiyet farklılıkları hakkındadır. Daha sonra sırası ile bebeğin nasıl doğduğu, nereden geldiği, babanın rolü merak edilir. Soruları doğru olarak onların anlayabilecekleri şekilde cevaplamaktan korkmamalıdır. Beş altı yaşa kadar artan ilgi genellikle okul çağında azalır. Cinsel kimliğini sağlıklı olan annesi, babası ya da başka bir yakını ile özdeşleştirerek oluşturan çocuğun merak ettiği soruları zamanında karşılanırsa 'genç ve erişkin olduğunda üreme sağlığı yerinde bir birey olma şansı fazladır. Bu nedenle cinsel eğitimin ergenlikten önce yapılmış olması gerekir. Erkek çocuk ve gençlerin kızlardan daha bilgisiz olduğu, ileride kadın üreme sağlığını da önemle etkiledikleri ve ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin vurgulanması gerekliliği düşünülerek öncelikli olarak dikkate alınmaları önem taşır. Konu ile ilgili bilgilendirilen sağlık elemanları ve öğretmenler bu alandaki hizmet açığını kapamada özellikle anne eğitimine katkı yaparak önemli bir yer alacaklardır.

Kaynaklar
Insan Kaynaklar Geliştirme Vakfı, 1995, Gençlik, Önsel Eğitim ve Üreme Sağlığı, İstanbul Consıantin L.L, Maninsan FM, Liııle, Brown and Company, 1981, Childen and Sex, Bostan. YOn1koglu A., 1985. Çocuk Ruh Sağlığı. Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınlan, No. 189, Ankara. YOn1koglu A., 1984. Degişen Toplumda Aile ve Çocuk. Aydın Kitapevi.





Arama & Bulma

DUYURULAR

Anadolu Psikolojik Danışmanlık | designed and implemented by Bilcom