Temelde bencil olmaları ve özellikle ikinci yaşta başlayan bağımsızlık çabaları nedeniyle, çocukların çoğu isteklerinin yapılmamasına aşırı tepki gösterebilir. Engellendikleri zaman örneğin ağlama, bağırma, etrafa saldırma, vurup kırma, tekmeleme, kendini yerlere atma görülebilir. Çocuk, kendi kontrolünde bir faaliyet olan ağlamanın büyük potansiyel değerini keşfeder ve bu silahı kolayca kullanır. Okul öncesi çocuklar da isteklerini yaptırmakta zorlayıcı, hatta yetişkinin sabrını taşırıcı biçimde davranabilir. Anne babanın koyacağı sınırlamalar tutarlı, makul ve dengeli ise, sevgi ile disiplini hep dengeli şekilde verebiliyorsa, taviz vermeden tüm aile bireyleri bunları uygulayabiliyorsa, çocuk konan engelleri zamanla kabul edecek ve huysuzluk nöbetlerinden bir kazanç sağlayamayacağını öğrenecektir. Eğer aile kontrolün kendilerinde olduğunu önce kendileri hisseder ve bunu çocuğa hissettirirlerse, çocuğun tersliklerinin azaldığını göreceklerdir.
Çocuğunun mutsuz olmaması amacıyla, onun her istediğini karşılamayı, onu her dakika mutlu görmeyi bir saplantı fikir haline getiren ana babalar vardır. Oysa çocukta id egemendir, yani içgüdüleri, arzu ve ihtiyaçları çok güçlüdür; henüz kendini kontrol yeteneği gelişmemiştir, kontrolü geliştirmek ana babaların görevidir. Bir çocuğun gerginde sınırlanması, engellenmesi, üzülmesi, hayal kırıklığına uğraması o çocuğa kötü ana babalık yapıldığı anlamına gelmez. Aksine tüm isteklerinin anında karşılanmasına 'alıştırılan çocuktan doyumsuz ve mutsuz bir yetişkin oluşur.
Kaynak : Prof.Dr. Aysel EKŞİ'nin "Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü" kitabından alınmıştır.
Aşırı korunan ve her dediği yapılan çocuk ile istenilmeyen sevilmeyen reddedilen çocukların, ortak olarak bağımlı kişilik tipini geliştirdikleri söylenir. İşlerinizden kaynaklı çocuklarınıza yeteri kadar zaman ayıramadığınızı düşünüyor ve bu vicdani rahatsızlığı gidermek için çocuğun her istediğini yapıyorsanız doğru yapmadığınızı söyleyebilirim.
Uzman Mahmut KIZILBOĞA